Rss YayınıKaraKlavye

Yine Tavşanlar

10 Ocak 2009  

Her geçen gün tavşanlarla ilgili daha şaşırtıcı bilgiler öğreniyorum. Bu şirin hayvanlarla ilgili bazı şeyleri zaten yaşayarak öğrendim ve bunları  “Nalet olsun içimdeki hayvan sevgisine” başlıklı bir yazıda anlatmıştım.

Tavşanların atlarla akraba olduğunu biliyor muydunuz ? Yuh artık mı dediniz? Ben öyle dedimde :)

“Tavşanlar kemirgen ailesine değil tavşangiller ailesine aittirler ve genetik olarak atlarla akrabalıkları vardır” Kaynak

Nasıl olur diye düşündüm durdum. Sonunda karar verdimki bu bilgi yanlış. Tavşanlar atlarla değil, olsa olsa eşeklerle akraba olur. Nereden mi çıkardım? E ikisinin de kulakları uzuuun. Yani en azından kulakları benziyor, var mı atın tavşana benzeyen bir uzvu ? Yok.

Ama Allah’tan sadece genetik benzerlik var. Bir de karakterleri benzeseymiş vay insanoğlunun haline. Düşünsenize, oraya buraya mağara kadar delikler açan atlar var ve “en kalabalık sülale benimki olacak ülennn” deyip ha bre yavruluyorlar. Pikniğe gittiğinizde manzara şu: Etrafta oradan oraya koşuşturan at yavruları sizden ürküp yeraltındaki yuvalarına kaçışıyorlar. Her tarafta tüneller var ve üstünde gezerken altı boş olduğundan toprak göçüyor ve Alice’in tavşan deliğine kaçması gibi siz de at deliğine kaçıyorsunuz. Artık bir ışık görene kadar tünel boyunca yürürsünüz, en nihayetinde ucu bir yere çıkacaktır.

Ama tavşanların felaket getirmesi için illa at kadar büyük olması gerekmiyor. Avustralyalılar böyle bir felaketi yaşamışlar. Avustralya’nın Güney Yarımküre’de bulunan bir ada olduğunu biliyorsunuz. Kocaman adanın nüfusu sadece İstanbul’dan biraz fazla. Hayvanlar için tam bir cennet çünkü ülkenin (kıtanın değil) yarısından fazlası otlak ve ormanlarla kaplı. İşte bu ülkede herşey çok güzel ve insanlar huzur içindeymiş çünkü adada hiç tavşan yokmuş. Ta ki 1859 yılına kadar. Bu yılda T.A Winchelsa adlı biri İngiltere’den iki düzine tavşan getirmiş. Aklı sıra arazisine salıp avlanacak. Tavşanların bir kısmı vurulmuş, kaçanlar ise ölenlerin intikamını almaya yemin etmişler sanırım. Önce nüfusumuzu çoğaltalım sonra çoluk çocuk sülalecek tarlalarına dalalım diye düşündüler herhalde. Çünkü birkaç yıl içinde onbinlerce tavşan peydahlanmış ve yıl 1900′e geldiğinde devamlı avlanılmalarına rağmen bütün adayı istila etmişler. Halk ve yönetim seferber olup doğuyla batıyı ayıran 3256 km’lik bir çit örmeye başlamışlar fakat aynı Çin Seddi gibi tavşan seddi de hiç bir işe yaramamış. Çünkü 1901′de yapımına başlanılıp 1907′de bitirilen çit daha bitirilemeden tavşanlar seddin öbür tarafına çoktan ulaşmışlar.

Tavşan istilası yüzünden mahsüller zarar görmüş, yok olan tohum ve filizler nedeniyle çölleşme başlamış, çölleşmenin etkisiyle bazı hayvan türlerinin nesli tükenmiş.

Zehirli kimyasal silahlar da etki etmeyince biyolojik silaha başvurmuşlar ve 600milyonluk tavşan nüfusunu sadece tavşanları öldüren myxomatosis denilen bir hastalıkla 100milyona kadar düşürmüşler. Zamanla tavşanlar bu hastalığa karşı biraz bağışıklık kazanmış fakat hala en etkili yöntem bu.

Avustralyalılar’ın tavşanlarla savaşı halen devam ediyor ve izinsiz tavşan beslemek kanunlarla yasaklanmış.


BENZER YAZILAR

Thumblated

Yorumlar

3 Yorum bırakılmış.
  1. FeRHaD diyor ki:

    Bu hayvanlara prezervatif kullanım eğitimi vermek gerek.

  2. hande diyor ki:

    salak sen bir kere eşeksin hayvanlara böyle davranamassın tmm mı ayağını denk al

  3. ferdem diyor ki:

    Hande sen yazıyı nerenle okudun kuzum. Nasıl davranmışım hayvanlara söylede eğer yanlış birşey yaptıysam ben de bileyim.

    Eşek senin gibi okuduğunu anlamayanlara denir.

Yorum Yazabilirsiniz

Copy Protected by WP-CopyProtect Thanks to Chetan.