Einstein’ın Buzdolabı
03 Ocak 2009
Kıtalararası ilk bombalama operasyonunun Japonlar tarafından ABD’ye karşı kağıttan balonlarla yapıldığını biliyor musunuz?
Japon Fu-Go planı, bugüne dek gerçekleşmiş en gizemli ve benzersiz askeri bombalama saldırılarından biridir. Ufacık bir kağıt balon nasıl oluyorda Pasifik Okyanusu’nu geçip Amerika’ya zarar veriyor, diyorsanız öncelikle bilmelisiniz ki olayın Japonların ünlü kağıt katlama sanatı origami ile bir ilgisi yok. Bahsedilen kağıt balonların çapları 10 metre ve içleri hidrojen gazıyla dolu. İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan ve Japonların Fu-Go adını verdikleri bu ilginç silahın hikayesi şöyle:
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Amerika kıtasının ulaşamayacakları kadar uzakta olduğunu ve bu yüzden savaşın tahribatından etkilenmediğini kısa sürede fark eden Japonlar, Pasifik Okyanusu’nu aşıp ABD’yi bombalamalarını sağlayacak Fu-Go planını devreye soktular. Fu-Go, bugüne dek gerçekleşmiş en gizemli ve benzersiz askeri bombalama saldırılarından biridir.
İçleri hidrojenle dolu on metre çapındaki her balon için, Amerikan sumağına benzeyen, kozo çalılığından yapılma çok ince bir tür kağıt kullanılıyor. 600′den fazla kağıt parçası, konnyakunori adlı bir tür Japon patatesinden imal edilen yapıştırıcı ile birleştiriliyordu. Balonları suya dayanıklı hale getirmek için mayalanmış yeşil persimmon (yaprak dökmeyen, dayanıklı bir tropik ağaç türü) suyu kullanılıyordu.
Bu balonların yapılması öyle kolay bir iş değildi. Denemeler iki yıl boyunca devam etti ve 9 milyon yen (o zamanlar 2 milyon dolara eşdeğerdi) para harcandı. Balonların imalatında binlerce Japon vatandaşı görev almıştı fakat hiçbirine ne için çalıştıkları açıklanmadı. Hatta işgücünün önemli kısmını enerjilerini savaş çabalarına yönlendirebilmeleri için okuldan erken bırakılan çocuklar oluşturuyordu.
Balonlar 12 km yüksekliğe çıkabilecek ve 70 saat kadar havada kalabilecek şekilde tasarlanmıştı.. Bu yükseklikte (o dönemlerde sadece Japonların bildiği) jet akımı sayesinde saatte 160-300km hızla ABD’ye ilerleyecekti.
Plan büyük bir ustalıkla hazırlanmıştı. Her balon, beş adet yangın bombası ile bir konvansiyonel silah taşıyordu. Denge için her balonda, yaklaşık 30 kadar 3 kiloluk kum torbaları vardı. Balon 9 km yüksekliğin altına her düştüğünde bir kadranlı barometre tetiği tarafından kum torbaları birer birer bırakılıyordu. Kum torbaları bittiğinde balonun ABD üzerine varmış olacağı ve balona yerleştirilmiş bataryanın ateşleyeceği fünyelerle bombaların bırakılacağı hesaplanmıştı. Son olarak bir imha sistemi ile balonun varlığına dair her türlü kanıt yok edilecekti.
En azından, teoride işlerin bu şekilde yürümesi gerekiyordu fakat gerçekler tamamen farklıydı.
İlk balonlar 1944 Haziran’ında havalandılar fakat hiçbiri Pasifik’i geçemedi. Balonlara yerleştirilmiş radyo vericileri ile yetkililer güzergahı takip edebiliyorlardı. Japonlar mecburen taslaklarının başına oturdular ve balonları yeniden tasarladılar.
Yeni balonlar yola çıktıktan iki gün sonra California sahilinin 100 km açığında düşen ilk balonun haberi geldi fakat sadece radyo techizatı taşıdığı ve yolundan çıkmış bir meteoroloji balonu zannedildiği için dikkat çekmedi.
Sonraki aylarda çeşitli balon parçaları farklı mekanlarda tespit edildikçe araştırmacılar silahı çözmeye başladılar. ABD hükümeti, balonların pek bir tehlike oluşturmadığını saptamıştı. Çünkü ciddi tahribata yol açabilecek ölçüde patlayıcı taşıyamıyorlardı. Hükümeti asıl endişelendiren, balonların veba veya şarbon gibi virüslerle yüklenip kıtanın önemli bir kısmına etki etmeleriydi. Ayrıca halkın bu silahtan haberdar olunca vereceği tepki de kaygı uyandırıyordu. Panik, bombaların sebep olabileceği her türlü tehlikeden daha büyük olabilirdi.
Thermopolis’te tespit edilen bir balon basında yer alınca bu hikayeyi gizli tutmaları gerektiğini anlayan ABD hükümeti, gazete ve radyo yöneticilerinden Japon balonları hakkında haber yapmamalarını istedi. Balonların az da olsa başarı sağladığı haberi yayılırsa Japonlar daha fazlasını gönderebilirdi. Medya şaşırtıcı şekilde işbirliği yaptı ve Japonlar savaş bitene kadar balonlardan birinin bile bu ülkeye ulaştığını öğrenemediler. Aynı şekilde Amerikan vatandaşları da öğrenemedi fakat UFO gördüğünü söyleyen insanların sayısında önemli bir artış oldu.
Balonlardan toplanan kum örnekleri incelendi. Balonların denizden havalandığı varsayılıyordu ama Japonya’da balonların havalandığı iki bölge tespit edildi ve buralar bombalanarak Japonlar’ın balonları imal etme ve havalandırma imkanları büyük ölçüde yok edildi. Japon yetkililer de balonların ABD’ye ulaşamadığını düşündüğü için bu tesislerin onarımıyla uğraşılmadı ve proje durduruldu.
Peki, bu bombalar ne kadar hasara sebep olmuşlardı?
Doğrusu, pek az. Japonlar, Amerika’nın batı kıyısının geniş ormanlarla kaplı olduğunu düşünüyorlardı. Orman yangınları başlattıkları takdirde, halkın paniğe kapılmasını sağlayabileceklerini sanmışlardı. Ancak, Japonlar büyük bir hata yapmışlardı; balonların neredeyse hepsi kış mevsiminde gönderilmişti ve yağmur yağarken hiçbir şey öyle kolayca yanmazdı.
Fu-Go bombaları altı kişinin ölümüne yol açtı. Mayıs 1945′te (yani proje iptal edildikten sonra) bir rahip ve karısı bir grup çocukla Oregon’daki Gearhart Dağı’na pikniğe gitmişlerdi. Peder A. Mitchell arabayı park ettiği sırada, çocuklardan biri metal bir nesneye takıldı. Çocuklar bu nesneyi hareket ettirmeye çalışınca bir patlama oldu ve rahibin eşi Elsie Mitchell ile yaşları 11 ile 13 arasında beş çocuk orada öldüler. İkinci Dünya Savaşı boyunca, ABD’nin kendi toprağında bilinen tek salrıcı sonucu ölüm vakaları bunlar oldu. 1950′de bölgeye bir anıt dikildi. Anıtta şöyle yazıyor. “5 Mayıs 1945 tarihinde, Japon bombası sebebiyle ölenlerin anısına adanmıştır. İkinci Dünya Savaşı boyunca, Amerika kıtasında bir düşman saldırısı sonucu can kaybı meydana gelen tek nokta burasıdır.”
İlginç bir nokta da şu olsa gerek: Balonlardan biri Doğu Washington bölgesindeki Hanford Mühendislik’in elektriğini kısa bir süre için kesti. Burası, ileride Japonya’ya atılacak atom bombaları için uranyum üreten bir atom enerjisi santraliydi. Jeneratörler devreye girdi eğer soğutma sistemi tamamen devre dışı kalsaydı nasıl bir nükleer felaket yaşanırdı, düşünün.
Kuzey Amerika’ya yaklaşık 1000 Fu-Go balonunun ulaştığı tahmin ediliyor fakat bunlardan sadece 285′i tespit edildi. Kuzeyde Alaska, güneyde Meksika’ya kadar bu balonlara rastlandı.
Fu-Go projesinin başarılı olmadığı ortada. Balon saldırısını hazırlamak için Japonların harcadığı çaba, verilen zarardan çok büyüktü. Yine de, eğer balonlar California’ya sıcak ve kuru yaz mevsimi sırasında gönderilselerdi büyük bir tahribata yol açmaları muhtemeldi. Japonlar bu balonlara kimyasal ve biyolojik silahlar da yerleştirebilirlerdi fakat buna cesaret edemediler çünkü ABD’nin de aynı şekilde yanıt vermesinden korkuyorlardı.
İnternetin ilk çıktığı, şimdiki kadar popüler olmadığı bir zamanda sadece yeni çıkan HTML kodlarını öğrenmek için kurduğu Lüzumsuz Bilgiler Web Sitesi’nin Yahoo tarafından haftanın sitesi seçilmesiyle bir anda meşhur olan Steve Silverman, sitesindeki en iyi hikayeleri (hepsi yaşanmış olaylar) Einstein’in Buzdolabı ismiyle kitaplaştırmış. Okuduğunuz bu yazı da kitaptaki ilginç hikayelerden birisiydi. Diğer bazı hikaye başlıkları da şunlar:
* Kafasız Tavuk Mike : Kafası kesildiği halde yaşayan bir tavuğun ve bu tavuk sayesinde para kazanan sahibinin hikayesi.
* Michael Malloy: Tarihin en tuhaf cinayet planı.
* Tavuk Fırlatıcısı: Uçak motorlarına giren kuşların verdiği zararı görebilmek için icad edilmiş, motora saatte 300km hızla ölü tavuk fırlatan bir makinenin hikayesi.
* Boston Şeker Pekmezi Trajedisi: 1919′da Boston’da 21 kişinin ölümüne neden olan sel. (Seli meydana getiren su değil pekmez)
* Peigneur Gölü Faciası: Göl delikten akıp gidiyor.
* Yağmur Adam: Kullandığı gizli bir teknikle istediği bölgeye yağmur yağdırabilen Charles Mallory Hatfield’in hikayesi.
* Nikola Tesla: Onun yanında Thomas Edison bile aptal kalır.
* Yarasa Bombaları: Bir başka çok gizli silah.
* Titanik: Violet Jessop’un laneti.
* Bebek Yarışı: Bir kadın on yıl içinde kaç çocuk doğurabilir.







aşırı derecede çok güzelllllllll bu bilgiler çok faydalı çok özel çokkk teşekkürler