Rss YayınıKaraKlavye

Penisilin Alerjisi

21 Mayıs 2011  

Penisilin alerjisi nedir, penisilin iğneleri yapılırken nelere dikkat edilmelidir, bu alerji hangi sıklıkta, genelde kimlerde görülür, çocuklar mı yoksa yetişkinler mi daha fazla risk altındadır, penisilin alerji testi nasıl yapılır ?

1929 yılında keşfedilen penisilin o günden bugüne kadar klinikte en çok kullanılan ilaçlardan biri olma özelliğini korumuştur. 1949′da penisilin alerjisine bağlı ilk ölüm vakasının bildirilmesinden sonra ise dikkatleri üzerine çekmiştir. Bugün penisilin, tüm ilaç alerjilerine bağlı ölümlerin yüzde 75′inden sorumludur. Yani demek oluyor ki birinin kullandığı ilaca bağlı alerjiden öldüğünü duyarsanız o kişinin ölümüne sebep olan ilaç yüzde yetmiş beş olasılıkla penisilindir.

Penisilin alerjisi sıklıkla vücutta kızarıklık ve döküntü gibi bulgularla ortaya çıkar. Penisiline bağlı şok ve koma gibi ciddi reaksiyonların oranı çok düşüktür (Her yüz bin penisilin iğnesi yapılana karşılık iki reaksiyon).

Çocuklarda Penisilin Alerjisi Riski Nedir ?

Bu tip reaksiyonlar en sık 20-49 yaş arası görülür. Çocuklarda özellikle süt çocuklarında ve okul öncesi yaşlarda penisilin alerjisi çok nadir görülür. Yeni doğanlarda hemen hiç görülmez. Bunun nedenleri çocukların penisilin ile daha önceden karşılaşma oranının daha az olması, ilaca karşı yeterli alerjik cevap verememeleri ve ilacın vücutlarında daha farklı şekilde parçalanmasıdır.

Alerjik Reaksiyon Nasıl Oluşur ?

Alerjik reaksiyonlar penisilinin deriye tatbiki, ağızdan veya solunum yolu ile alınmasından sonra oluşabilirse de en ağır reaksiyonlar ilacın iğne ile kas içine veya damar içine verilmesinden sonra görülür. İlk uygulamadan sonra geçen süre arttıkça ciddi reaksiyon görülme riski de azalır. Yapılan çalışmalarda penisilin alerjisinin alerjik hastalığı (astım, saman nezlesi gibi) olan kişilerde daha fazla görülmediği saptanmıştır. Yani örneğin alerjik bir rahatsızlık olan astım hastalığına yakalanmış biri penisiline de alerjik reaksiyon gösterir diyemeyiz. Çünkü penisilin duyarlılığı penisilinle karşılaşma sonucu gerçekleşir. Penisilin alerjisi var olduğu söylenen bir çocuğun ailesinden, hastanın hikayesi çok dikkatli alınmalıdır. Penisilinle daha önceki karşılaşmaların şekli, süresi, alerjik belirtilerin başlama şekli, zamanı, diğer ilaçlarla karşılaşmaları dikkatli soruşturulmalıdır. Şüpheli durumlarda deri testi yapılır. Az olmakla beraber bu testlerin riski yok değildir. Ancak tecrübeli personel tarafından tekniğine uygun yapılırsa emniyet sınırı genişler.

Deri testi pozitif olanlarda mümkünse başka bir antibiyotik kullanılmalıdır. Mutlaka penisilin kullanmak gerekiyorsa (kalp kapağı hastalığı, menenjit, kızıl, romatizmal ateş) penisiline çok düşük dozlarda başlanır, daha sonra giderek dozlar artırılarak hastanın penisiline karşı duyarlılığı önlenebilir.

Penisilin Alerjisi Testi Nasıl Yapılır ?
Penisilin testi için penisilinin değişik bir formu olan kristalize penisilin G ile hazırlanan bir solüsyondan belli bir miktar alınır ve koldan zerk edilir. Bu arada diğer kola da bir mikktar serum fizyolojik zerk edilir. 15 dakika sonra iki kol karşılaştırılır. Karşılaştırma sonucunda Penisilin uygulanan kolda, serum uygulanan kola kıyasla belirgin bir fark ya da 5 mm’den daha iri bir şişlik oluşmuşsa, test pozitif kabul edilir ve o kişinin penisiline alerjisi vardır denilir, penisilin içeren antibiyotik kullanımı önerilmez.

Penisilin testinin negatif çıkması o kişide alerji olmayacağı anlamına gelmez, testin negatif çıktığı hastalarda da penisiline bağlı anafilaksi gelişme ihtimali vardır. Bu nedenle penisilin iğnesi sağlık kuruluşunda yapılmalıdır.

Çocuklarda Astım ve Tedavisi

18 Mayıs 2011  

Astım nedir, astımda görülen nefes darlığı ve öksürüğün sebepleri nelerdir, tedavisi nasıl yapılır ?

Astım, akciğe riçindeki solunum yollarını etkileyerek zaman zaman solunum zorluğuna neden olan bir hastalıktır. Her on çocuktan birinde ortaya çıkan bu hastalığa ait belirtiler genellikle 5 yaşından daha önce ortaya çıkar. Belirtiler öksürük, hırıltı ve nefes darlığı şeklindedir. Bu belirtiler aşırı hareketle, gülme, ağlama, hava durumundaki veya çevre ısısındaki değişmelerle ya da alerjen dediğimiz maddelerle karşılaşınca ortaya çıkar. Alerjen maddeler vücuda dışarıdan solunum yolu ile girerek, akciğerlerde anormal kimyasal reaksiyona neden olabilen maddelerdir. Bunlar bahar aylarında ağaç, ot veya çayırlardan etrafa saçılan çiçek tozları yani polenler, ev içi ve dışı küfleri, ev tozu ve içindeki akarlar, kedi köpek tüyleri gibi maddelerdir. Nezle, grip gibi solunum yolu enfeksiyonları da astım şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu tip uyaranların etkisi altında solunum yolları daralarak şikayetlere neden olur.

Solunum yollarında (bronş) daralma, solunum yolu duvarındaki kasların kasılması ve bronş iç duvarında yoğun şişme sonucu olur. Bronş içinde balgama benzer (mukus) maddelerin birikmesi de solunum yollarını daraltır ve sık gözlenen öksürüğe neden olur.

Astımda ilk alınacak önlem astım atağını başlatacak etkenlerin saptanmasıdır. Bu saptama anne babaların gözlemlerinin ve alerji deri testlerinin değerlendirilmesi ile yapılır. Daha sonra hastanın bunlardan korunmasına çalışılır. Örneğin ev tozu alerjisi varsa, çocuğun yattığı odada toz tutulmasını önleyecek önlemler alınmalı, battaniye gibi malzemeler odadan çıkarılmalıdır.

İkinci önemli tedavi yolu ise ilaç tedavisidir. İlaç tedavisinde iki amaç vardır. Birincisi astım belirtileri olan çocukta öksürük, hırıltı ve solunum sıkıntısını ortadan kaldırmak, diğeri ise uzun süreli tedavi ile astım krizlerinin şiddetini ve sıklığını azaltmaktır. Kullanılacak ilaçlar çocuğun yaşına ve hastalığın şiddetine bağlıdır. Hastalığın takibinde kullanılan ilaçlarbir alerji uzmanının tavsiyesine göre belirli şekilde, zamanda ve sürede kullanılır. Her astımlının aynı şekilde tedavi edilmeyeceğinin de bilinmesi önemlidir. Bazı hastalara deri testi sonucuna göre alerji aşıları uygulanır. Hastaya alerjik olduğu maddelerin azaltılmış miktarını azar azar vermek ve bu maddelere karşı bazı koruyucu savunma mekanizmalarının ortaya çıkmasını sağlamak bu aşı tedavisinin temelini oluşturur. Bu tedavinin etkisi 2-6 ay içinde başlar, 1 yıl sonunda tam etki gözlenir.

Araştımacılar motorlu araçlardan çıkan eksoz gazlarının çocuklarda astım görülme sıklığını artırdığına dair önemli verilerin bulunduğunu söylüyor.  Mayo Klinik araştırmacıları büyük otoyollar ve demiryolu çevresinde yaşayan çocuklarda astım görülme riskinin yüzde 40 ila 70 oranında arttığını belirlemişler.

Balık Yağı ve Hapının Faydaları

02 Nisan 2011  

Omega 3 üzerine yapılan bilimsel çalışmalar her geçen gün omega 3′ü en çok barındıran balık yağının insan sağlığı üzerine şaşırtıcı etkisini daha da gözler önüne seriyor. Bu yazıda omega 3 nedir, omega 3 içeren besinler nelerdir, balık yağı ve omega 3′ün faydaları, balık yağının zararları,  hangi balıklardan balık yağı elde edildiği, piyasada satılan balık yağı çeşitleri, hangi durumlarda kullanılır, hangi hastalıklara iyi gelir gibi sorularına cevaplar bulacaksınız.

Devamını Oku

VelaShape Nedir

26 Mart 2011  

VelaShape Nedir ?
Velashape bölgesel zayıflamada ve selülit tedavisinde kullanılan, vakum, kızılötesi ve radyo frekansının selülitli ya da yağlı bölgeye gönderilmesi ile dokunun ısıtılması ve bu suretle yağ hücrelerinin parçalanıp lenf kanalları ve damarlar yoluyla vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan bir alettir. Vakum etkisi damarların genişlemesini ve kan dolaşımının artmasını sağlar. FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından onaylandığı için popülaritesi her geçen gün artmakta. Devamını Oku

Bitkisel Sinüzit Tedavisi

07 Mart 2011  

Sinüs doğduğumuzdan itibaren yüz ve kafatası kemiklerimizde bulunan ve burun boşluğuyla bağlantılı hava boşluklarıdır. Bu boşlukların içinde de burnumuzda olduğu gibi mukus üretilir ve her gün yaklaşık yarım litre mukus, biz farkına varmadan burun ve boğazımıza doğru hareket eder ve  havadan gelen toz, bakteri gibi yabancı maddeleri önüne katıp midemize sürükler. Midedeki asit, mukusu ve mukusun içine aldığı toz, mikrop gibi zararlı maddeleri eritir. Yani sinüsler mukus salgılayarak hem bulunduğu bölgenin nemli olmasını hem de o bölgeye kaçan toz ve bakteri gibi maddelerin uzaklaştırılmasını sağlar.

Devamını Oku

Demir Eksikliği Nedenleri Belirtileri ve Tedavisi

23 Şubat 2011  

Demir eksikliği kandaki kırmızı kan hücrelerinin normalden az olmasını ifade eder. Kırmızı kan hücreleri alyuvarlar olarak da bilinir ve oksijen ile karbondioksitin taşınmasında görevlidirler. Kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin isimli madde ise demir yönünden zengin bir protein olup bu proteinin eksikliği sonucu anemi denilen kansızlık durumu ortaya çıkar.

Devamını Oku

Boy Uzatma İlaçları Hakkında

13 Şubat 2011  

Boy uzatma ile ilgili Boy Nasıl Uzar ve Boy Uzatma Ameliyatları başlıklı iki yazı yazmıştık. Şimdi de internette sık rastladığımız boy uzatmaya yönelik ürünler hakkında Doç. Dr. Bumin Dündar’ın sözlerine yer verelim.

Devamını Oku

Hypoxi Nedir Nasıl Yapılır

05 Şubat 2011  

Hypoxi vücut şekillendirmede ve bölgesel kilo problemlerinde kullanılan özel bir egzersiz şekli. Asıl ismi Hypoxi Training olup kısaca hypoxi diye anılan bu yöntemde iğne, enjeksiyon, ilaç gibi uygulamalar yoktur.

Devamını Oku

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

Copy Protected by WP-CopyProtect Thanks to Chetan.