Aft Tedavisi
26 Temmuz 2011

Aft nedir, neden olur, tedavisi nasıl olur, bitkisel tedavisi var mıdır, gıda eksikliğinin aft oluşumuna etkisi var mıdır, aftların çabuk iyileşmesi için ne yapılabilir, afttan korunmak için nelere dikkat edilmelidir, ne zaman tıbbi yardım gerekir ?
Aft Nedir ?
Dil ve ağzın diğer bölgelerinde çıkan küçük beyaz, gri veya sarı renkli yaralardır. Genellikle çok acıyan bu aftlar aynı anda dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini etkilemektedir. Yani şu an yaklaşık 1 milyar insan aft yüzünden acı çekmektedir.
Aft Neden Olur, Yetersiz Beslenme Aft Oluşumunu Etkiler mi?
Sık görülen aftların çok çeşitli neden leri arasında; vitamin eksikliği, sindirim rahatsızlığı, besin hassasiyeti, enfeksiyon ve yaralanma (dil veya yanağı ısırmak ya da yerine tam oturmayan takma dişler vb.) vardır. Aftların çok yorgun veya stresli olduğunuz zamanlarda çıkma ihtimali daha yüksektir. Genellikle zayıf beslenen, gizli bir enfeksiyonu ola veya çok stresli insanlarda görülür. Ağzınızda çıkan aftlar bazen tüberküloz, uçuk, çölyak hastalığı, Crohn hastalığı, anemi veya lösemi gibi gizli bir hastalığın habercisi olabilir.
Aftların ÇAbuk İyileşmesi için Ne Yapılabilir?
Aftların üzerine soğutulmuş, ıslak bir çay poşeti koyarak daha çabuk iyileşmelerini saplayabilirsiniz. Bir bardak ılık suya bir çay kaşığı tuz koyarak ağzınızı günde bir-iki kez bununla çalkalayabilirsiniz fakat bu gargara aft yeniyken yanma yapacaktır.
Afttan Korunma
Sağlıklı beslenmeye özen gösterin. Sarımsak , soğan, C vitamini, flavonoidler ve çinko bakımından zengin yiyecekler yiyerek ve rafine karbonhidratları kısıtlayarak enfeksiyonlara karşı direncinizi artırın. Ağız mukozasında bulunan koruyucu müsin maddesini yok ettiğinden sodyum lauril sülfat gibi arıtıcı madde içeren diş macunlarını kullanmayın.
Aft Tedavisi – Bitkisel Tedavi
Aft acısını dindirmek için aşağıdaki gargaraları günde bir-iki kez kullanın:
+ Damarları büzücü etkisinden dolayı soğuk çay ile gargara yapabilirsiniz.
+ Antiseptik, iyileştirici ve damarları büzücü etkisi nedeniyle adaçayı ile gargara yapabilirsiniz.
Aromaterapi: Itır çiçeği, lavanta, limon, mür ve çay ağacının uçucu yağları antiseptik özelliğe sahip olduklarından virütik veya bakteriyel enfeksiyon kaynaklı aftlara iyi gelir.
+ İki buçuk çay kaşığı üzüm çekirdeği yağına beş damla çay ağacı, üç damla limon ve iki damla mür yağı ekleyin. Bunu iki saatte bir parmağınızla aft üzerine sürün.
+ Yarım bardak suya birer damla çay ağacı, ıtır çiçeği ve lavanta yağı ekleyin. Günde üç-dört kez bu karışımla ağzınızı çalkalayın.
+ Bir bardak ılık suya birkaç damla çay ağacı, ıtır çiçeği ve lavanta yağı katın ve günde üç kez ağzınızı bu karışımla çalkalayın.
Dikkat! Hamileliğin ilk 20 haftasında mür yağı kullanmayın.
Ne Zaman Tıbbi Yardım Gerekir ?
- Aft iki hafta içinde iyileşmezse veya bir hafta içinde daha da büyürse
- Sık sık aft çıkarsa
- Aftın bir diş veya takma diş sorunundan kaynaklandığını düşünüyorsanız (diş hekimine görünün)
- Aynı zamanda öksürük, ishal veya vücudunuzun herhangi bir yerinde tekrarlayan enfeksiyonlar oluyorsa
- Yeni bir ilaç almaya başladıysanız doktora görünmelisiniz.
Dudak Çatlaması ve Tedavisi
24 Temmuz 2011

Dudak çatlaması nedenleri nedir ve nasıl bir tedavi ile geçer. Çatlak dudaklar için ev yapımı krem yapılabilir mi? Çatlayan dudaklardan korunmak için neler yapılabilir?
Dudak Çatlamasının Nedenleri ?
Dudaklar özellikle sıcak, soğuk ve rüzgarlı havalarda kolayca çatlayabilir ve bu bazen kişiye acı vermeye başlar. Dudakların bu kadar kolay çatlamasının nedeni vücudumuzun hemen hemen her yerinde bulunan yağ bezlerinin dudaklarda bulunmayışı ve bu yüzden dış etkilere karşı korumasız kalmasıdır.
Sıcak ve rüzgarlı hava deriyi kurutur, soğuk hava ise vücudun hava ile temas eden bölgelerindeki dolaşımı yavaşlatır. Olumsuz hava şartları dudakların çatlamasına, kabuk bağlamasına ve acımasına neden olur. Birçok insan kuruyan ve bu yüzden acıyan dudaklarını devamlı yalayarak rahatlamaya çalışır fakat bu kısa süreli bir rahatlık sağlar çünkü tükürükle sürekli ıslattığımız deri, tükürük kurudukça daha çok kurur ve çatlar dudaklar tahriş olur ve acı artar.
Dudak Çatlamasından Korunmak için Neler Yapılabilir ?
+ Dudaklarınızı kuru, soğuk ve rüzgarlı havalardan koruyun. Bunun için dudaklarınızın hava ile temas etmesini önleyen bir dudak koruyucusu kullanabilirsiniz.
+ Yemek yedikten, bir şey içtikten, dişlerinizi fırçaladıktan veya yüzünüzü yıkadıktan sonra dudak koruyucunuzu tazeleyin.
+ Güneşli havalarda, özellikle yaz aylarında, dudaklar için üretilmiş bir koruyucu krem ya da güneş kremi kullanın.
+ Ruj da koruyucu olarak kullanılabilir fakat bütün gün dayanan rujlar dudakları kurutabileceğinden nemlendirici içeren ruj kullanmaya çalışın.
+ Kışın evinizde nem cihazı kullanın veya kaloriferlerin üzerine bir bardak su koyun. Böylece kaloriferin cildiniz ve dudaklarınız üzerindeki kurutucu etkisini önlemiş olursunuz.
+ Bazı kişilerde B vitamini eksikliği dudaklarda hassasiyete yol açar. Tam tahıllı yiyecekler, yeşil sebzeler ve sert kabuklu yemişler gibi bol B vitamini içeren gıdaları bol bol tüketin.
Dudak Çatlaması Tedavisi
+ Kuru dudaklarınızı bolca vazelinle ovuşturun ve cildin yumuşaması için 2 dakika bekletin. Vazelini pul halinde dökülen deri ile birlikte silip atmak için ılık ve nemli bir pamuklu bezle dudaklarınızı silin.
+ Dudaklarınıza biraz zeytinyağı sürün. Zeytinyağının rahatlatıcı ve yumuşatıcı bir etkisi vardır.
+ Gülsuyu ve gliserini eşit miktarlarda karıştırıp günde iki veya üç kez çatlak dudaklarınıza sürün. Bu işlem dudaklarınızı rahatlatır, tahriş ve iltihabı azaltır. İsterseniz bir çay kaşığı tatlı badem yağı veya zeytinyağı içerisine iki damla gül yağı ekleyip bu karışımdan günde birkaç kez dudaklarınıza az miktarda sürebilirsiniz.
+ E vitamini kapsülünü kırıp içindeki yağı dudaklarınıza sürebilirsiniz.
+ Dudağınızda veya yakınındaki bir yara 1 hafta içinde iyileşmezse ya da yara kabuk bağlar veya akıntı olursa doktora başvurun.
Penisilin Alerjisi
21 Mayıs 2011

Penisilin alerjisi nedir, penisilin iğneleri yapılırken nelere dikkat edilmelidir, bu alerji hangi sıklıkta, genelde kimlerde görülür, çocuklar mı yoksa yetişkinler mi daha fazla risk altındadır, penisilin alerji testi nasıl yapılır ?
1929 yılında keşfedilen penisilin o günden bugüne kadar klinikte en çok kullanılan ilaçlardan biri olma özelliğini korumuştur. 1949′da penisilin alerjisine bağlı ilk ölüm vakasının bildirilmesinden sonra ise dikkatleri üzerine çekmiştir. Bugün penisilin, tüm ilaç alerjilerine bağlı ölümlerin yüzde 75′inden sorumludur. Yani demek oluyor ki birinin kullandığı ilaca bağlı alerjiden öldüğünü duyarsanız o kişinin ölümüne sebep olan ilaç yüzde yetmiş beş olasılıkla penisilindir.
Penisilin alerjisi sıklıkla vücutta kızarıklık ve döküntü gibi bulgularla ortaya çıkar. Penisiline bağlı şok ve koma gibi ciddi reaksiyonların oranı çok düşüktür (Her yüz bin penisilin iğnesi yapılana karşılık iki reaksiyon).
Çocuklarda Penisilin Alerjisi Riski Nedir ?
Bu tip reaksiyonlar en sık 20-49 yaş arası görülür. Çocuklarda özellikle süt çocuklarında ve okul öncesi yaşlarda penisilin alerjisi çok nadir görülür. Yeni doğanlarda hemen hiç görülmez. Bunun nedenleri çocukların penisilin ile daha önceden karşılaşma oranının daha az olması, ilaca karşı yeterli alerjik cevap verememeleri ve ilacın vücutlarında daha farklı şekilde parçalanmasıdır.
Alerjik Reaksiyon Nasıl Oluşur ?
Alerjik reaksiyonlar penisilinin deriye tatbiki, ağızdan veya solunum yolu ile alınmasından sonra oluşabilirse de en ağır reaksiyonlar ilacın iğne ile kas içine veya damar içine verilmesinden sonra görülür. İlk uygulamadan sonra geçen süre arttıkça ciddi reaksiyon görülme riski de azalır. Yapılan çalışmalarda penisilin alerjisinin alerjik hastalığı (astım, saman nezlesi gibi) olan kişilerde daha fazla görülmediği saptanmıştır. Yani örneğin alerjik bir rahatsızlık olan astım hastalığına yakalanmış biri penisiline de alerjik reaksiyon gösterir diyemeyiz. Çünkü penisilin duyarlılığı penisilinle karşılaşma sonucu gerçekleşir. Penisilin alerjisi var olduğu söylenen bir çocuğun ailesinden, hastanın hikayesi çok dikkatli alınmalıdır. Penisilinle daha önceki karşılaşmaların şekli, süresi, alerjik belirtilerin başlama şekli, zamanı, diğer ilaçlarla karşılaşmaları dikkatli soruşturulmalıdır. Şüpheli durumlarda deri testi yapılır. Az olmakla beraber bu testlerin riski yok değildir. Ancak tecrübeli personel tarafından tekniğine uygun yapılırsa emniyet sınırı genişler.
Deri testi pozitif olanlarda mümkünse başka bir antibiyotik kullanılmalıdır. Mutlaka penisilin kullanmak gerekiyorsa (kalp kapağı hastalığı, menenjit, kızıl, romatizmal ateş) penisiline çok düşük dozlarda başlanır, daha sonra giderek dozlar artırılarak hastanın penisiline karşı duyarlılığı önlenebilir.
Penisilin Alerjisi Testi Nasıl Yapılır ?
Penisilin testi için penisilinin değişik bir formu olan kristalize penisilin G ile hazırlanan bir solüsyondan belli bir miktar alınır ve koldan zerk edilir. Bu arada diğer kola da bir mikktar serum fizyolojik zerk edilir. 15 dakika sonra iki kol karşılaştırılır. Karşılaştırma sonucunda Penisilin uygulanan kolda, serum uygulanan kola kıyasla belirgin bir fark ya da 5 mm’den daha iri bir şişlik oluşmuşsa, test pozitif kabul edilir ve o kişinin penisiline alerjisi vardır denilir, penisilin içeren antibiyotik kullanımı önerilmez.
Penisilin testinin negatif çıkması o kişide alerji olmayacağı anlamına gelmez, testin negatif çıktığı hastalarda da penisiline bağlı anafilaksi gelişme ihtimali vardır. Bu nedenle penisilin iğnesi sağlık kuruluşunda yapılmalıdır.
Çocuklarda Astım ve Tedavisi
18 Mayıs 2011

Astım nedir, astımda görülen nefes darlığı ve öksürüğün sebepleri nelerdir, tedavisi nasıl yapılır ?
Astım, akciğe riçindeki solunum yollarını etkileyerek zaman zaman solunum zorluğuna neden olan bir hastalıktır. Her on çocuktan birinde ortaya çıkan bu hastalığa ait belirtiler genellikle 5 yaşından daha önce ortaya çıkar. Belirtiler öksürük, hırıltı ve nefes darlığı şeklindedir. Bu belirtiler aşırı hareketle, gülme, ağlama, hava durumundaki veya çevre ısısındaki değişmelerle ya da alerjen dediğimiz maddelerle karşılaşınca ortaya çıkar. Alerjen maddeler vücuda dışarıdan solunum yolu ile girerek, akciğerlerde anormal kimyasal reaksiyona neden olabilen maddelerdir. Bunlar bahar aylarında ağaç, ot veya çayırlardan etrafa saçılan çiçek tozları yani polenler, ev içi ve dışı küfleri, ev tozu ve içindeki akarlar, kedi köpek tüyleri gibi maddelerdir. Nezle, grip gibi solunum yolu enfeksiyonları da astım şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu tip uyaranların etkisi altında solunum yolları daralarak şikayetlere neden olur.
Solunum yollarında (bronş) daralma, solunum yolu duvarındaki kasların kasılması ve bronş iç duvarında yoğun şişme sonucu olur. Bronş içinde balgama benzer (mukus) maddelerin birikmesi de solunum yollarını daraltır ve sık gözlenen öksürüğe neden olur.
Astımda ilk alınacak önlem astım atağını başlatacak etkenlerin saptanmasıdır. Bu saptama anne babaların gözlemlerinin ve alerji deri testlerinin değerlendirilmesi ile yapılır. Daha sonra hastanın bunlardan korunmasına çalışılır. Örneğin ev tozu alerjisi varsa, çocuğun yattığı odada toz tutulmasını önleyecek önlemler alınmalı, battaniye gibi malzemeler odadan çıkarılmalıdır.
İkinci önemli tedavi yolu ise ilaç tedavisidir. İlaç tedavisinde iki amaç vardır. Birincisi astım belirtileri olan çocukta öksürük, hırıltı ve solunum sıkıntısını ortadan kaldırmak, diğeri ise uzun süreli tedavi ile astım krizlerinin şiddetini ve sıklığını azaltmaktır. Kullanılacak ilaçlar çocuğun yaşına ve hastalığın şiddetine bağlıdır. Hastalığın takibinde kullanılan ilaçlarbir alerji uzmanının tavsiyesine göre belirli şekilde, zamanda ve sürede kullanılır. Her astımlının aynı şekilde tedavi edilmeyeceğinin de bilinmesi önemlidir. Bazı hastalara deri testi sonucuna göre alerji aşıları uygulanır. Hastaya alerjik olduğu maddelerin azaltılmış miktarını azar azar vermek ve bu maddelere karşı bazı koruyucu savunma mekanizmalarının ortaya çıkmasını sağlamak bu aşı tedavisinin temelini oluşturur. Bu tedavinin etkisi 2-6 ay içinde başlar, 1 yıl sonunda tam etki gözlenir.
Araştımacılar motorlu araçlardan çıkan eksoz gazlarının çocuklarda astım görülme sıklığını artırdığına dair önemli verilerin bulunduğunu söylüyor. Mayo Klinik araştırmacıları büyük otoyollar ve demiryolu çevresinde yaşayan çocuklarda astım görülme riskinin yüzde 40 ila 70 oranında arttığını belirlemişler.
Balık Yağı ve Hapının Faydaları
02 Nisan 2011

Omega 3 üzerine yapılan bilimsel çalışmalar her geçen gün omega 3′ü en çok barındıran balık yağının insan sağlığı üzerine şaşırtıcı etkisini daha da gözler önüne seriyor. Bu yazıda omega 3 nedir, omega 3 içeren besinler nelerdir, balık yağı ve omega 3′ün faydaları, balık yağının zararları, hangi balıklardan balık yağı elde edildiği, piyasada satılan balık yağı çeşitleri, hangi durumlarda kullanılır, hangi hastalıklara iyi gelir gibi sorularına cevaplar bulacaksınız.
VelaShape Nedir
26 Mart 2011
VelaShape Nedir ?
Velashape bölgesel zayıflamada ve selülit tedavisinde kullanılan, vakum, kızılötesi ve radyo frekansının selülitli ya da yağlı bölgeye gönderilmesi ile dokunun ısıtılması ve bu suretle yağ hücrelerinin parçalanıp lenf kanalları ve damarlar yoluyla vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan bir alettir. Vakum etkisi damarların genişlemesini ve kan dolaşımının artmasını sağlar. FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından onaylandığı için popülaritesi her geçen gün artmakta. Devamını Oku
Bitkisel Sinüzit Tedavisi
07 Mart 2011

Sinüs doğduğumuzdan itibaren yüz ve kafatası kemiklerimizde bulunan ve burun boşluğuyla bağlantılı hava boşluklarıdır. Bu boşlukların içinde de burnumuzda olduğu gibi mukus üretilir ve her gün yaklaşık yarım litre mukus, biz farkına varmadan burun ve boğazımıza doğru hareket eder ve havadan gelen toz, bakteri gibi yabancı maddeleri önüne katıp midemize sürükler. Midedeki asit, mukusu ve mukusun içine aldığı toz, mikrop gibi zararlı maddeleri eritir. Yani sinüsler mukus salgılayarak hem bulunduğu bölgenin nemli olmasını hem de o bölgeye kaçan toz ve bakteri gibi maddelerin uzaklaştırılmasını sağlar.
Demir Eksikliği Nedenleri Belirtileri ve Tedavisi
23 Şubat 2011

Demir eksikliği kandaki kırmızı kan hücrelerinin normalden az olmasını ifade eder. Kırmızı kan hücreleri alyuvarlar olarak da bilinir ve oksijen ile karbondioksitin taşınmasında görevlidirler. Kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin isimli madde ise demir yönünden zengin bir protein olup bu proteinin eksikliği sonucu anemi denilen kansızlık durumu ortaya çıkar.



